II. Mahmut’un başarılı olamadığı posta örgütlenmesi, ancak Abdülmecit tarafından Tanzimat hakkında ilan edilen hattı hümayundan sonra meydana gelmiştir.1840 yılında ilk Posta Nazırlığına Sami Efendi atanmışsa da kendisinin o sırada bir başka memuriyetle de görevli olması dolayısıyla yani kurulan Posta Nezaretine Ahmet Bey getirilmiştir.Ahmet Bey’in Nazırlığı altında ilk iş olarak bir komisyon kurulmuş ve 41 maddeden oluşan bir Nizamname hazırlanarak ilk posta teşkilatı kurulmuştur. İlk Posta denemesinin İstanbul ile Edirne arasında yapılması kararlaştırılmış ve bu olay Türkçe ve Fransızca olarak ilan edilmiştir. 14 Ekim 1840 tarihli ve Nezaret-i Posta-i Umumiye damgasını taşıyan bu ilâna göre:1- İlk Posta 7 Teşrinievvel 1256(19 Ekim 1840) tarihinde ( o zaman Rumi ve Efrengi tarihleri arasındaki fark 13 değil 12 gün idi) 2- İstanbul ve Edirne’den başka bu yol üzerinde bulunan Silivri-Çorlu ve Burgaz kasabalarında da postahaneler kurulmuştur.3- Posta her Pazartesi İstanbul’dan gidecek ve Cumartesi Edirne’den İstanbul’a gelecektir. Bu birinci ilandan bir ay sonra ve daha doğrusu 11 Kasım 1840 tarihinde yine Nazaret-i Posta-i Umumiye damgasını taşıyan bir ikinci ilân yayınlanmıştır. Bu ilana göre:a) İstanbul’dan Rumeli Vilayetlerine 28 Ekim 1840 ve İstanbul’dan Anadolu Vilayetlerine 2 Kasım 1840 tarihlerinde sırf bir deneme mahiyetinde olmak üzere yalnız Hükûmetin resmi muhaberatını içeren posta, tatarlar aracılığıyla gönderilmiştir.b) Bu tarihlerden sonra İstanbul’dan her 15 günde bir özel haberleşmeleri kabul eden bir posta çıkarılacaktır. Posta tatarları bir haftanın Çarşamba günü Rumeli vilayetlerine diğer haftanın Pazartesi günü Anadolu vilayetlerine hareket edeceklerdir.Bu ilanlardan ne yazık ki Türkiye’de hiçbir nüshaya rastlanmamıştır. İçeriği hakkındaki bilgilerimiz de Orhan Brandt’ın Filatelist dergisinde yayınlanan makalesinde belirttiği gibi, Bulgaristan’da rastlanan ve Viyana’daki bir koleksiyoncu arkadaşından fotoğrafını alabildiği Fransızca bir nüshadan alınmadır. Bunlardan edinilen bilgiye göre, posta ücretleri mesafenin uzunluğuna bakılarak ayarlanmıştır. Normal olarak kabul edilen 3 dirhemlik(9,92 gramlık) bir mektup için gideceği her saat başına 1 para posta ücreti olarak ödenirdi. Mektup 3 dirhemden fazla olduğu taktirde 3 dirhemi geçen her dirhem için yarım para fazla ücret alınırdı.İstanbul ile taşrada bulunan postalar arasındaki mesafe, saat olarak belirlenmişti ve ücret bu mesafeler üzerinden hesaplanırdı. Örneğin; İstanbul’dan Edirne’ye gönderilen bir mektup 44 saatlik bir mesafe kat edeceği hesaplanarak ücret, 3 dirhemlik bir mektup için 1 kuruş 4 para, 3 ile 4 dirhem arasında olan bir mektup için 66 para yani 1 kuruş 26 para, 4 ile 5 dirhem arasında olan mektup için 88 para yani 2 kuruş 8 para ücret ödenmesi gerekirdi. Taahhütlü mektuplar 2 misli ücrete tabi idi. kayıp olan her taahhütlü mektup için sahibine posta idaresi tarafından 100 kuruş tazminat ödenirdi. Gazetelerin posta ücreti ise her 5 dirhem ve 4 saatlik mesafe için 1 paradan ibaretti. Daha sonra postalar, altın ve gümüş para ile mücevherat ve her türlü emanet eşya ve numune adı verilen bir birer miktar eşyayı kabul ve nakil etmeye başlamışlarsa da bu gibi eşyaların kabulü hangi tarihten itibaren başladığına ve hangi tarifeye bağlı olduğuna dair kesin bir bilgiye ulaşamadık. 1840 yılı sonunda başlamış olan genel postanın gelişimi hakkında 1847’de ilki yayınlanan Salname-i Devlet-i Aliye-i Osmaniye’ye kadar basılı herhangi bir resmi kayıt yoktur. Ancak, Arşiv belgeleri ve Takvim-i Vekayi’de çıkan bazı ilanlar bu konudaki bilgilerimizin temelini oluşturmaktadır. Bunun yanında dünyaca ünlü Türk filatelistler tarafından büyük bir sabır ve dikkatle toplanarak değerlendirilen postadan geçmiş zarflar arşiv belgelerinde bile bulamadığımız kimi detayları bize vermektedir. Örneğin; Arşiv kayıtlarında hiç görünmeyen bir postahanenin mührünün adının bulunduğu bir zarfı bulmak mümkün olabilmektedir. Ali Nusret Pulhan, Orhan Brandt ve Sadık Ceyla gibi Türk filatelistlerinin çalışmaları sonucu toplanan mühürlü zarflar bir eserde toplanarak yayınlanmış ve böylece pul kullanımından önce yani 1840-1863 yılları arasındaki dönemde mevcut Osmanlı postahanelerinin bir listesine ulaşıldığı gibi o dönemde açılan ve kapanan posta merkezleriyle yollar hakkında da ayrıntılı bir tablo ortaya çıkmıştır. Posta Nezaretinin birinci ilanında her ne kadar İstanbul ile Edirne arasında bulunan Silivri-Çorlu ve Burgaz’da da postalar kurulduğu yazılmışsa da bunların adlarını taşıyan her hangi bir posta mührüne şimdiye dek rastlanılmadığı gibi 1847 yılı salnamesinde gösterilen posta merkezleri arasında da bu kasabaların adları görülmemektedir. 1847 yılına dek ancak aşağıda gösterilen kasabalarda bir posta müdürü tarafından idare olunan postahaneler bulunmuştur. Kuruluş Tarihi Rumeli Anadolu
1256(1840) Deraliye Bursa Edirne - Filibe - Yanya -1257(1841) Kalas Adana Niş Ankara Siruz Beyrut Selânik Halep Varna Şam- Kayseri 1258(1842) - Konya- Diyarbakır- Erzurum - İzmir- Kütahya- Sivas- Trabzon- Bağdat- Musul 1259(1843) Manastır Samsun Sofya - Vidin - 1260(1844) Şumnu Kastamonu- Harput 1261 (1845) Tırnova - 1262 (1846) Yenişehir Alanya- Egin- Isparta- Tosya 1847 salnamesinde yayınlanan posta ilanlarında postanın o dönemdeki uygulamaları şöyle anlatılmaktadır:
“Memalik-i Osmaniye dahilinde tanzim olunan kara postaları birkaç kol üzerinde mürettep olup her kolun münasip mevkilerine birere postahane müdürü tayin kılınmıştır ve posta yolu uğramayan kazaların hurçları birer memur nezaretinde sürücü marifetiyle en yakın postahaneye isal ve teslim olunur.İş bu müdürlerin 14’ü Rumeli’de ve 23’ü Anadolu’da olup mukim oldukları mahaller postahane cetvellerinde bir işaret-i mahsusa ile gösterilmiştir.” Buradan da anlaşılacağı gibi, 1847 yılının başında Rumeli’e 14 Anadolu’da 23 posta merkezi bulunmaktaydı.
1847’den pul kullanımının başladığı 1863 yılına dek açılan posta merkezleri ise yalnızca mühürlü zarflar üzerin adları tespit edilebilenler ise şunlardır:1263(1847) - -1264 (1848) - -1265 (1849) Bosna Amasya Üsküp Niğde İşkodra Gemlik 1266(1850) Rusçuk -1267 (1851) - -1268 (1852) - -1269 (1853) - -1270 (1854) - Karahisarısahip1271 (1855) Silistre -1272(1856) Kızanlık İskenderun Zağra-i atik Yozgat Yenice Kerkük1273(1857) - -1274(1858) Samako -1275(1859) Mostar -1275(1860) - -1277(1861) - -1278(1862) - Nevşehir Bu verilere göre, 1862 sonunda Osmanlı İmparatorluğunda İstanbul’daki Umumi posta Merkezi dahil Rumeli’e 25, Anadolu’da 26 ve Suriye ile Arabistan’da & adet olmak üzere toplam ancak 57 postahane bulunmaktadır. Osmanlı postalarının 22 yıl içinde niçin fazla gelişemediği konusunda şu üç gerçeği göz önüne getirmek yerinde olacaktır. 1) Yüksek Posta Tarifeleri,2) Kapitülasyonlar ve mevcut antlaşmalar sayesinde kurulan Yabancı Posta büroları,3) Dönemin asayiş durumunun bozukluğu ve yolların yetersizliği. Bu resmi posta merkezlerinin yanında 1840’da Avusturya, Büyük Britanya, Fransa ve Prusya Devletleriyle yapılan bir anlaşma gereğince özel bir yönetime bağlı olan Cebel-i Lübnan Sancağı da kısa bir süre için 1846’da özel bir posta örgütü kurmuş ve özel bir mühür kullanmıştır. Bu mührü taşıyan mektuplardan şimdiye dek bir tanesine rastlanmış ise de yapılan araştırmalar sonucunda henüz bir ikincisi bulunamamıştır.
1847 salnamesine göre, İstanbul’dan Rumeli’ye her Pazartesi akşamı iki tatar çıkarılıp biri sağ koldan Edirne’ye diğeri sol koldan Selânik ve Yanya’ya gider ve Pazar günü dönerdi. Edirne postası her Çarşamba günü İstanbul’dan hareket eder ve oradan üç ayrı kola ayrılarak biri sağdan Kalas’a(Romanya’nın Galatz kasabası), İkincisi ortadan Vidin’e ve üçüncüsü Filibe, Kumanova ve Manastır’a yönelip oradan her Perşembe günü Edirne’ye gelirdi. Belgrad’a giden Posta, Filibe’den, Bosna’ya giden Kumanova’dan ve İşkodra’ya giden mektuplar Manastır’dan özel tatarlar ile sevk edilirdi.1840’da her 15 günde bir çıkarılan posta yerine 1847’de Anadolu’ya her Çarşamba akşamı İstanbul’dan 5 tatar çıkarılıp biri sağ koldan İzmir’e, ikincisi yine sağ koldan Alanya’ya üçüncüsü orta koldan Şam’a, dördüncüsü yine orta koldan Kayseri’ye ve beşincisi sol koldan Diyarbakır’a uzanıp her Pazar günü geri dönerlerdi. Diyarbakır yolu ile Musul ve Bağdat’a giden posta Diyarbakır’dan başka tatarlarla ileri gönderilirdi.Bu kara postalarının yanında bir de İstanbul’dan Samsun’a vapurla ve oradan tatarlar aracılığı ile Gümüşhane, Bayburt yoluyla Erzurum’a giden ayrı bir posta yolu daha bulunmaktaydı. Bu değişik güzergahları birbirine bağlayan ara posta yolları bulunmadığından bazı mektupların İstanbul’a getirilip buradan aktarıldığı görülmektedir. Prodromoz Melon’un koleksiyonunda bulunan bir Kudüs mektubu bu duruma iyi bir örnektir anlaşıldığına göre, Diyarbakır’da bulunan bir papazın adresini taşıyan bu mektup, İstanbul-Şam posta yolunun, İstanbul-Diyarbakır posta yolu ile bağlantısı bulunmadığından Kudüs’e doğrudan Kudüs’e ulaştırılamamış, önce Beyrut’a oradan Şam-İstanbul tatar postası ile İstanbul’a ve sonunda İstanbul’dan Diyarbakır’a gönderilebilmiştir.Tatarların izledikleri yolların üzerinde bulunan bazı şehirlerin civarındaki kasabalara sürücü ve zaptiyeler vasıtası ile yalnız adi mektuplar gönderilmekte idi. Bundan başka herkes masraflarını tarifeye göre ödemek koşuluyla istediği zaman özel tatar çıkarabilirdi.Tatarların izledikleri yollara bir örnek olması açısından bu yollar içinde en uzunu olan Bağdat tatar yolunu sırasıyla vermek uygun olacaktır.Posta İstanbul’dan hareket ederek Gebze’den, İzmit, Sapanca, Adapazarı, Hendek, Düzce, Bolu, Gerede, Bayındır, Çerkeş, Karacalar, Karacaviran, Koçhisar, Tosya, Foker, Hacı Hamza, Osmancık, Merzifon, Amasya, Turhal, Tokat, Sivas, Deliklitaş, Hasan Çelebi, Sürmeli, Keban Madeni, Harput, Ergani yoluyla Diyarbakır’a, oradan da Mardin, Nusaybin, Cizre, Musul, Erbil, Altınköprü, Kerkük, Tavak, Tuz Karmati, Küfri Devkale’den geçerek Bağdat’a ulaşıyordu. Bu ana yol üzerinde bulunan Sivas, Harput. Diyarbakır, Musul ve Bağdat posta merkezleri için adi ve taahhütlü mektuplar, diğer şehirler için yalnız adi mektuplar kabul edilirdi. Oradan İstanbul7a gönderilen posta evrakı da aynı şartlara tabi tutulurdu.Tatarlar tarafından kullanılan bu ana yoldan:Bolu’dan: Divrik, Ereğili, Bartın, Amasya ve Çarşamba’ya Bayındır’dan : Harmanlı, Viranşehir, Safranbolu ve Araç Tosya’dan: Kastamonu ve GideFoker’den: Kürre-i Nuhas, Taşköprü, Boyabad ve SinopHacı Hamza’dan: İskilip